Bursa kuşatmasının devam ettiği sırada Osman
Gazi oğlu Orhan Bey'e şehir içindeki kubbeli yapıyı göstererek
"Oğul; ben
öldüğüm vakit beni Bursa'da şol gümüşlü kubbenin altına koyasın"
demiştir. Günümüz Tophane Parkı'nın girişinde solda kalan bu kubbeli yapı
Mesihilerin şapeline aitti. Bursa fethedildikten sonra, şapel mescide çevrildi
ve Osman Gazi buraya defnedildi.
Saint Elias(Elia-İlyas) Manastırı'nın bölümüne ait olan şapelin içi 8,3 m.
genişliğindeki duvarlara bitişik çift sütüncuklarla ayrılmış, yarım yuvarlak
nişli, sekizgen plana sahipti. XI. yüzyılda yapıldığı bilinen bu şapel'in şekli,
Roma İmparatorluk devrinden itibaren uygulamaya başlanan örneklerle büyük
benzerlik göstermektedir. Şapel'in narteks kısmının olduğu yere gömülen
mezarlar, günümüzde açıkta kalmıştır. 1855 depreminde yıkılan türbe 1863'te
Sultan Abdülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak yapılmıştır. Türbe kubbe
ile örtülü sekizgen plana sahiptir. Türbe'ye kuzeydeki ahşap antreden geçilerek
girilir. Ortada sedef kakmalı muhteşem ahşap sanduka Osman Gazi'ye (1258-1326)
aittir. Solunda oğlu Alaaddin Bey, bunun yanında Hüdavendigâr oğlu Savcı Bey
sağında, Aspurça Hatun'un oğlu ibrahim Bey ile adları bilinmeyen on iki sanduka
vardır. Türbe'de Konya Sultanı Alaaddin tarafından Osman Bey'e gönderilen çok
büyük bir davul ve tesbih sergilendiğinden, halk arasında Davullu (Davud)
manastırı denmesine neden olmuştur. Bunlar bir yangın sırasında yanarak kül
olmuştur. Türbe, konak salonları dekorasyonu şeklinde bezenmiş, pencerelere
kumaş perdeler takılmıştır. Fransız mimari stilinde yapılan bu kısımda ufak bir
mihrap görülmektedir. Pencere parmaklıkları dökme demirdendir.